banner884

banner888

banner770

banner866
25 Ocak 2021 Pazartesi

HALK OTOBÜSÜNÜN TEKERİ MERMİ GİBİ FIRLADI

SAĞLAM yalan haber yapanları TEKZİP ettirdi.

TBMM'de tartışılan 4+4+4 yasası onaylanırken o dönem Bakan olmayan Sağlam'ın Bakan olduğunu açıklayanlar ve yazanlar yalancı çıktı.

02 Nisan 2012 Pazartesi 11:18
Bu haber 1904 kez okundu
SAĞLAM yalan haber yapanları TEKZİP ettirdi.
  Tüm Medyada en karizmatik ve medyatik milletvekili ilan edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan vekili ve Ak Parti Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam Yurt Gazetesi'nin 30 Mart tarihinde  sürmanşetten verdiği AKP'Lİ SAĞLAM'IN 28 ŞUBAT YALANI haberini yalanladı ve o tarihte " ben Milli Eğitim Bakanı değildim" diyerek, birgün sonrada haberi tekzip ettirdi.

İşte Yurt Gazetesi'nin 30-3-2012 tarihli yalan haberi;




İşte  28 Mart Tarihinde TBMM'de konuşulanlar


24.Dönem 2.Yasama Yılı 84.Birleşim       28 Mart 2012 Çarşamba

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, şimdi, Hazreti Ali'nin bir sözü var, diyor ki: "Eğri cetvelden düz çizgi çıkmaz." Bu teklifin Meclise geliş şekli yanlıştır, bu teklifin komisyonlarda görüşülme şekli yanlıştır, bu teklifin Meclis Genel Kurulunda ele alınış şekli yanlıştır. Bu teklifin Millî Eğitim Bakanlığının dışında hazırlandığı, Millî Eğitim bürokratlarının haberinin olmadığı, hatta Sayın Bakanın haberinin olmadığı çeşitli defalar dile getirilmiştir. Hatta Sayın Bakan komisyon görüşmesinde "Bu da nereden çıkıyor? Bürokratlar kime, ne demiş ki? Bürokratlarımızın nasıl haberi yokmuş?" dedi.

Şimdi, Sayın Bakan, sizin de haberiniz yok. 1/3/2012 tarihli Vatan gazetesinin köşe yazısı: Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Ahmet Altan'ı aramış. 4+4+4'ü öngören yeni eğitim sistemiyle ilgili itiraf gibi açıklamalarda bulunmuş. Bu projeyi Bakanlığın değil AKP Meclis Grubunun hazırladığını söylemiş. Sonra uzun uzun konuşmuş, 4+4+4 sisteminin kendisinin Başbakanı ikna etmesiyle nasıl 8+4'e dönüştüğünü anlatmış. Ve devam ediyor. Bu da gösteriyor ki sizin de haberiniz yok, sizin de bilginiz yok.

Şimdi, Sayın Bakan, eğitim sistemi çok önemlidir, eğitim geleceğimizi şekillendiren bir faaliyettir. Böyle eğitim sistemiyle… Her bakanın değişmesiyle o eğitim sistemi değişmez. Eğitim sistemi uzun çalışmaların, uzun denemelerin sonucunda ortaya çıkar, pilot bölgeler ilan edilir, ona göre yeni bir eğitim sistemi geliştirilir. Siz ne yaptınız? Siz böyle yapmadınız. Bir sabah kalktık, AKP'nin 5 Sayın Grup Başkan Vekilinin imzasıyla bir yasa teklifi gelmiş. Biliyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda kendi üzerine düşeni yapmamıştır.

Bir defa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama yetkisi elinden alınıyor. Nasıl alınıyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi ihtisas komisyonlarında yasa tasarı ve teklifleri gerektiği gibi görüşülmüyor. Bu teklifin yirmi maddesi yirmi dört dakika içerisinde görüşüldü, kimseye söz verilmedi. Ondan sonra Sayın Meclis Başkanı ne dedi? "Ben tutanakları bizzat okuyorum, ona göre bir karar vereceğim." dedi. Peki, Sayın Meclis Başkanının bir yetkisi yoksa niye "Tutanakları okuyorum, ona göre karar vereceğim." dedi? Ondan sonra ne yaptı? Ondan sonra, yapılan itirazları olduğu gibi Komisyon Başkanına gönderdi, Komisyon Başkanından gelen yazıyı da Genel Kurula gönderdi. Başkanlık da Genel Kurula gelen yazıyı işleme koyarak teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun gündemine getirdi. Böyle bir şey olabilir mi? Bizim geleceğimizi şekillendiren, bizim geleceğimize yön veren, geleceğimizin nasıl şekilleneceği konusunda bize yol gösteren bir teklif bu şekilde mi görüşülür?

Bir de, Sayın Bakan, toplumu yanlış bilgilendiriyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi on iki yıllık zorunlu eğitime karşı değildir. Bunu artık bırakın, ayıptır, yakışmıyor size. Biz 1+8+4'ü destekliyoruz, biz diyoruz ki: "On iki değil on üç yıl olsun, on üç yıl zorunlu eğitim olsun ama zorunlu eğitimi bölmeyelim, temel eğitimi olduğu gibi devam ettirelim, temel eğitimden sonra çocuklarımızın mesleki yönlendirilmesini sağlayalım." Siz bu şekilde yanlış bilgi veriyorsunuz topluma. Biz bu kanunun kademelendirilmesine, temel eğitimin bölünmesine karşıyız.

Bir de şunu diyorsunuz: "Efendim, tankla, topla geleni biz demokratik yollardan değiştiriyoruz." Bu, tankla, topla, tüfekle gelmedi.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Tankla, topla geldi.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - 1996 yılındaki Millî Eğitim Şûrası kararlarına bakınız, o zaman 28 Şubatın esamisi bile yok. (AK PARTİ sıralarından "Var" sesi) 28 Şubatın esamisi yok, Refahyol Hükûmeti iş başında, 1996 yılının Mayıs ayı; "var" demeyin. 1996 yılının Mayıs ayında Refahyol iktidarda ve iki ay sonra kim Millî Eğitim Bakanı oldu biliyor musunuz? Şu anda aranızda bulunan Mehmet Sağlam.Mehmet Sağlam Millî Eğitim Bakanıydı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serindağ.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Olabilir, yanlış yapılmış, düzeltilmiş!

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Toplumu yanlış bilgilendiriyorsunuz beyefendi, toplumu yanlış bilgilendirmeyin, toplumu düzgün bilgilendirin.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz…

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Adil Kurt, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun Sayın Kurt.

ADİL KURT (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüştüğümüz kanun teklifi ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,          ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

,,,,,,,,,,,,,, ,,,,,,,,,,,, ,,,,,,,,,,,,,,,

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3'üncü madde üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasayla ilgili yaptığımız konuşmalarda ve özellikle bu yasanın gündeme getirilme gerekçeleri arasında bir tarih çok önemli rol oynuyor; 28 Şubat 1997. Sayın Başbakan 28 Şubatın yarattığı tahribatı ortadan kaldıracak bir yasa hazırladığını, böylece mağdur olanlara haklarının bu yasayla teslim edileceğini söyledi.

Değerli milletvekilleri, 28 Şubat 1997'de Millî Eğitim Bakanı kimdi? Kimdi, bilen var mı? Bilen var mı efendim kimdi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Mehmet Sağlam.

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Acaba o Millî Eğitim Bakanı şu anda bu salonda olabilir mi? Peki, 28 Şubatın Millî Eğitim Bakanına hiç söz verilmemiş olması, bu kararların altına, MGK kararlarının altına imza atan bir Millî Eğitim Bakanının, üstelik de AKP sıralarında hem bir milletvekili hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili olarak yer alması biraz garip bir tablo oluşturmuyor mu? (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın eski Millî Eğitim Bakanının zannediyorum bu kararların altına, -bu kararlar derken diğerlerini kastetmiyorum ama- sekiz yıllık kesintisiz eğitim kararının altına en azından imza atarken mutlaka ki bu kararı içselleştirmiş, doğru bulmuş olması icap etmez mi? Aksi hâlde hiç kimseye istemediği bir kararın altına zorla imza attırılmaz. Koltuk o kadar önemli değildir, inandığı değerleri savunmak insan için çok daha önemlidir. Yanlış bir kararsa kalkarsınız, koltuğu başkasına devredersiniz ama imza atmazsınız. O nedenle ben burada o dönemin Sayın Millî Eğitim Bakanına da AKP tarafından büyük bir haksızlık yapıldığını düşünüyorum.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Ne alakası var?

FATMA NUR SERTER (Devamla) - En azından onun da görüşünün herhâlde alınması gerekirdi, sekiz yıllık zorunlu, kesintisiz eğitimin altına imza attığına göre.

Şimdi, gelelim ikinci konuya, gelelim önerge üzerindeki görüşlerimize.

Gerçekten, değerli milletvekilleri, öyle bir yasa görüşüyoruz ki Pandora'nın kutusu, açtıkça içinden ummadığınız bir şeyler çıkıyor, Pandora'nın kutusunun içinden nelerin çıktığını da bilenler bilmeyenlere anlatsın.

Bir bakıyorsunuz, yasa hazırlanırken 4+4'ün gerekçesini soruyoruz, bize deniliyor ki: "Küçük ve büyük yaştaki çocuklar aynı binada okumasın, aman binaları ayıralım." Güzel, kabul ediyoruz, mantıklı da görüyoruz. Hemen arkasından Sayın Bakan diyor ki: "4+4'ün -tutanaklarda var- bina ayrımıyla hiç ilgisi yoktur, 4+4 müfredatların ayrılmasıdır." Alt Komisyon Başkanı Sayın Fikri Işık itiraz ediyor, diyor ki: "Hayır, ben Bakanın görüşüne katılmıyorum, bu binaların ayrılmasıdır."

Tıpkı 1'inci maddede "5-13 yaş" yazamadığınız gibi, 6-13 yaşı ilk ve ortaöğretimin toplamı olarak, ilk ve ortaokulun toplamı olarak yazdığınız gibi, matematiksel bir hata yaparak, halktan gerçekleri gizlediğiniz gibi, burada da hiçbir zaman gerçekleri söylemediniz. Neden 4+4'ün gerçek cevabını bu Türkiye'yle, insanlarla, halkla, çocuklarla, gençlerle, ailelerle paylaşmadınız?

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) - Halk biliyor! Halk biliyor!

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; 6-13'ün farkı kaçtır matematik olarak? 7'dir, 7. Hiçbir yasada "6" deyip, altına "5 yaşını bitirip bilmem nereye girdiği" diye bir ibare kullanılmaz. 5'i yazamadınız, halktan korktunuz, daha çok korkacaksınız! Çok korkacaksınız!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Serter, teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Sağlam'a sataştı. Cevap vermeyecek mi?

BAŞKAN - Bir saniye Sayın İnce, önergeyi oylarınıza sunayım..

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Sağlam'a sataştı Sayın Serter.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sağlam çaktı. Sataşma ne? Çaktı. Ne sataşması!

BAŞKAN - Kabul etmeyenler…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, sataşma var, cevap vermeyecek mi?

BAŞKAN - Önergeler kabul edilmemiştir.

Sayın Sağlam, yazılı müracaatınızda "Biraz önce CHP'li milletvekili 4+4+4 sistemini tavsiye eden şûra sırasında benim Millî Eğitim Bakanı olduğumu söyledi. Bu yanlış. Şûra Mayıs 96'da yapıldı, ben Haziran 1996'da bakan oldum. Düzeltmeme müsaade eder misiniz." diyorsunuz.

Ne diye sataştı size?

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - O dönemde ben Bakan değildim. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - O dönemde Bakan değil misiniz?

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Son konuşmacı da aynı hatayı yaptı.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sağlam'a sağlam çaktı.

BAŞKAN - Son konuşmacı da aynı hatayı yaptı, öyle mi diyorsunuz?

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Evet efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

İki dakika söz veriyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Sağlam size zorla mı imzalattılar? Onu söyleyin. Zorla mı imzalattılar?

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce Cumhuriyet Halk Partisinden bir Sayın Milletvekilimiz "4+4 tavsiye kararını alan şûra sırasında Mehmet SağlamMillî Eğitim Bakanıydı." dedi.

İZZET ÇETİN (Ankara) - Şûrada 4+4 olmadı.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Burada bir hata oldu çünkü ben Mayıs 1996'da değil Haziran 1996'da kurulan Refahyol Hükûmetinde Millî Eğitim Bakanıydım. Dolayısıyla, şûra benim Bakan olmamdan önceki Mayıs ayında yapılmıştı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

İkincisi…

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) - 4+4 yoktu o zaman.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Bir saniye efendim… Bir saniye…

İkincisi, biraz önce konuşan Sayın Serter de dediler ki: "Millî Eğitim Bakanı olarak kesintisiz eğitimin altında imzası olduğuna göre ona da sormamız lazım, ona da haksızlık yapılıyor." Doğru, orada da haksızlık yapılıyor ama haksızlığı yapan Sayın Serter çünkü biz zaten Refahyol Hükûmeti olarak kesintisiz eğitime karşı çıktığımız için daha kanunlaşmadan çekildik ve kesintisiz eğitim kanunu Ağustos 1997'de çıktı.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - 28 Şubatta kim bakandı?

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Bizim Refahyol Hükümetinin sona ermesi ise Haziran 1997'ydi.

Bilginize sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Kaçamazsın! 28 Şubat'ı söylüyoruz Sayın Sağlam.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kaçma, kaçma! Kaçma doğruları söyle! Kaçma! Gel buraya.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Kaçma, gel buraya!

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kaçma! Buraya gel!

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Kaçamazsın! "Şûra" demedim "28 Şubat" dedim.

BAŞKAN - Sayın İnce, böyle bir hitap tarzı olur mu? Sayın Milletvekiline "kaçma" diye ifade edilir mi? Lütfen ama…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, bir dakika….

BAŞKAN - Sayın Sağlam sataşma nedeniyle…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Bir dakika, bir anlaşalım. "Şûra" demedi, "28 Şubat" dedi. Refahyol'dan sonra kim kuruldu? Öyle kıvırmak yok!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, 28 Şubat kararlarının altında Millî Eğitim Bakanının imzası olmaz. Sayın Bakanın imzasının ne işi var?

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kıvırmak yok!... Öyle kıvırmak yok.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Bakan imzası olmaz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Ünal, buyurun oturun yerinize.

OKTAY VURAL (İzmir) - Siz 28 Şubat sayesinde partisini terk edenlerin kurduğu bir partisiniz!

MUHARREM İNCE (Yalova) - 28 Şubatın mimarı şimdi oldu özgürlükçü!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Siz 28 Şubatın hikâyesini daha iyi bilirsiniz. Eski defterleri karıştırmayın!

MUHARREM İNCE (Yalova) - Bak, Çiller'in bir açıklaması var. Çiller diyor ki: "Dün Başbakanlıkta Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'la beraber imzaladık."

Açıklamalar burada, getireceğim onları şimdi.

BAŞKAN - Evet, diğer önergeyi okutuyorum: ,,,,,,,,  ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,  ,,,,,,,,,,,,,,,,

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, ,,,,,,,,,,,,,,,,   ,,,,,,,,,,,

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkan, geldiğimden beri bir beş dakika konuşacağım ilk defa. Önerge vere vere bu konuşmamı engellemek için ellerinden geleni yaptı milletvekillerimiz. Bir beş dakika konuşmam engellendi burada.

Şimdi değerli arkadaşlarım, az önce Sayın Mehmet Sağlam burada mı bilmiyorum. Bakıyorum, 28 şubatın değerli bakanı sanıyorum şu anda Mecliste yok.

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Buradayım.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Burada mı? Ben göremedim. Evet.

Bakın ben… Zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması için yasal düzenlemeleri gerçekleştirecek ve kademeli olarak uygulamaya geçilmesi sağlanacaktır. Millî Eğitim Bakanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Sağlam'ın Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu Haziran 1996-30 Haziran 1997 yani 28 Haziran 1996'yla 30 Haziran 1997 arasında 28 Şubat vardır diye düşünüyorum ama ben tabii ki daha yeni bir vekilim siz bakanlık yaptığınız için belki bu tarihi bunun dışında değerlendiriyor olabilirsiniz.

Şimdi hem kalkacaksınız 28 Şubatın bakanı olacaksınız hem Türkiye Büyük Millet Meclisinin AKPBaşkan Vekili olacaksınız hem 28 Şubatta "Bize böyle böyle yaptılar, biz bunun intikamını alıyoruz." Diyeceksiniz, getireceksiniz bu milletin önüne bunu koyacaksınız, bu millet de size inanacak öyle mi? Yani yapmayın arkadaşlar ya, yapmayın bu kadarını yapmayın hiç olmazsa bu millete. (CHPsıralarından alkışlar) Yani neresinden tutsak, bunun gerçekten tutulacak bir yanı yok. Bir yerde gerçekten samimi olmak gerekiyor.

Yani 28 Şubatı Türkiye'nin gündemine taşıyıp da Sayın Başbakan 28 Şubat kararlarıyla "Deveye hendek atlatmışlardır." diyecek, 28 Şubatın Bakanı AKP milletvekili olacak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkan Vekili olacak. (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir şey var mıdır yani,

böyle bir samimiyet var mıdır! Bakarken hiç mi yüzümüz kızarmıyor? Ben anlamış değilim arkadaşlar. Değerli arkadaşlarım, hayır, ne söylüyorsunuz çok merak ediyorum.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Tarihi karıştırdın, karıştırdın…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Yani Sayın Işık şimdi konuşuyor, ben de bakıyorum. Dedi ki: "Ya, değerli arkadaşlar, bu müfredat on iki yıl boyunca hiç bozulmayacak." Bunu basının huzurunda söyledi, bunu Bakanın huzurunda söyledi ve "Ben Bakana katılmıyorum." dedi. Sonradan Sayın Bakan kalktı, dedi ki: "Hayır, bu müfredat, daha sonra eğer başvuru olur da ayrı okullar açılırsa bozulacak." Dedi mi demedi mi? Dedi. Hayır, ne oldu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Onu da karıştırdın…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Ya, bir tane, bir tane elle tutulur bir şey söyleyin.

Daha sonra dediler ki: "Altmış ay altı yaşını doldurmuştur." Yahu insaf! Şimdi çocuğum olsa ben sayacağım da çocuğum da yok. Yani ilk bir ayını dolduran çocuğa kaç yaşında diyorsunuz Sayın Işık? Bir yaşında mı diyorsunuz? "Bir aylık." demiyor musunuz, "iki aylık" demiyor musunuz? On iki ayını doldurunca "Bu bir yaşındadır." demiyor musunuz? O arka sıralara götürüp de ikna etmeye çalıştığınız insanlar kimlerdir? Siz, diyelim ki ikna ettiniz. Siz söylediniz diye altmış aylık bir çocuk altı yaşında mı olacak? Ha, siz şöyle düşünüyor olabilirsiniz: Biz iktidarız, biz söylersek çocuklar altı yaşına basmış olacak. Vallahi bravo, daha ne diyeyim size yani! (CHP sıralarından alkışlar) Siz derseniz olur!

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) - Biz ne dersek o olur!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Siz söylerseniz olur, gerçekten öyledir yani.

Şimdi, tüm bunların hepsinin bir samimiyete dayanmadığını ifade ediyorum. Bunlar doğru değildir, bunlar Türk halkının gözünü boyamak içindir. Samimi olunsaydı, demin MHP'nin verdiği önergelere bu kadar feveran etmezdiniz. Samimiyet bunun hiçbir tarafından yok. Umut ediyorum ki, Türk halkı sizin niyetinizi anlıyordur ve Cumhuriyet Halk Partisi bu konudaki düzgün, sizin anlamadığınız duruşu sergilemeye devam edecektir.

Saygılar sunuyorum hepinize. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkoç.

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Sağlam, Sayın Özkoç'un ifadesiyle ilgili söz talebiniz var, buyurun. İki dakika ama şu hangi tarihlerde bakanlık yaptınız Sayın Sağlam, bir açıklayın da sayın milletvekillerimiz dinlesinler.

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Söyleyeyim efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın milletvekilleri, gayet sakin beni dinlerseniz, size hangi tarihlerde bakanlık yaptığımı… O zaman halef-selef olduğumuz arkadaşım da sizlerin arasında, ondan sonra üzerinde konuşursak daha rahat olur.

Bakınız, ilk önce Anayol Hükûmeti kuruldu, ben orada Bakan değildim. Bu Hükûmet, mayıs…

VELİ AĞBABA (Malatya) - YÖK Başkanıydınız.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Hayır, YÖK Başkanı da değildim, milletvekiliydim, 1995'te seçilmiştim. Doğru Yol Partisinden milletvekiliydim ama birinci hükûmette, Anayol Hükümetinde -o zamanki arkadaşlarımız bilir- ben Bakan değildim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Niye çok parti değiştirdiniz, onu anlamadık?

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Sadece bir defa… Çok parti değiştirmedim. Bakınız, Sayın Tanal, ben siyasete girdim Doğru Yol Partisinde, ondan sonra bir tek parti değiştirdim, o da AK PARTİ'ye girdim. Doğru Yol Partisi de seçim kazanamadı ve dağılma noktasındaydı.

Şimdi, efendim, şuna gelelim: Bakınız, Anayol Hükûmeti mayıs ayında istifa etti. Haziran başında...

VELİ AĞBABA (Malatya) - BDP'ye üye olun, BDP'ye…

BAŞKAN - Sayın Ağbaba, lütfen…

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, benim içinde bulunduğum 54'üncü Hükûmet haziran ayının başında kuruldu. Haziran ayının başında kuruldu. Şimdi, 4+4+4'ü tavsiye eden şûra mayıs ayında toplandı, ben o zaman Bakan değildim. Ben Bakan olduğum zaman yani mayısta, haziran ayında yeni Hükûmet kuruldu, Refahyol Hükûmeti.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Onu söylemiyoruz Sayın Sağlam.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Bir sene Hükûmetlik yaptık. 28 Şubat 1997'dedir yani bir sene sonra, işte, Millî Güvenlik Kurulunda bir kararlar alındı. Millî Eğitim Bakanı Millî Güvenlik Kurulunun üyesi değildir, benim imzam da söz konusu değildir. Sonra tartışmalar başladı…

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Şifahi olarak katılmadınız mı?

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Bir saniye arkadaşlar.

Tartışmalar başladı. Biz Hükûmet olarak kesintisiz eğitimin Millî Güvenlik Kurulunda aldığı karar doğrultusunda kabul etmediğimiz için istifa ettik. [CHP sıralarından gürültüler, alkışlar(!)] Bir saniye… İstifa ettik, ondan sonra 1997'nin Haziranında biz çekildik.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Tamam, ne zaman, ne zaman? Altı ay sonra.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - 1997'nin Ağustos ayında kesintisiz eğitim kararı çıktı. Ben karar çıktığı dönemde yine haziran ayında ayrılmıştım görevden.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Şubat, hazirandan önce geliyor Sayın Sağlam.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Yani Refahyol Hükûmeti haziran ayında bitti, yeni kurulan Hükûmet ağustos ayında kesintisiz eğitimi kabul etti. Ben anlamıyorum yani…

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) - Ben de anlamıyorum, bir daha söyler misiniz?

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Bakınız, şûra mayısta toplandı, ben bakan değildim, ben haziranda bakan oldum, bir sene bakanlık yaptık ama Millî Güvenlik kararları, 28 Şubatta karar alındı, Millî Güvenlik Kurulunda ben üye değilim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Bakanlar Kuruluna bunu bildirdim, uygulanmadı. Onun için biz çekildik ve ağustos ayında bunlar ortaya çıktı, benimle bir alakası yok.

BAŞKAN - Sayın Sağlam, teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bir saniye, konuşma bitsin Sayın İnce.

Sayın Kaplan, bir saniye, Hatip kürsüden insin.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - 28 Şubatta Bakan mıydınız, değil miydiniz?

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Evet, Bakandım…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Tamam.

BAŞKAN - Sayın Sağlam…

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Ama 28 Şubatta Bakan değildim ama Millî Güvenlik Kurulu kararlarının altında benim imzam yok. Ben kurul üyesi değilim, Millî Güvenlik Kurulu üyesi değilim, bu kadar basit. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Sağlam, lütfen oturur musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Sağlam, mayıs, haziran, ağustos gibi, koskoca bir ayı, ben tarih tarih… Verdiği bilgiler doğru değildir, tarih, tarih not…

BAŞKAN - Böyle bir şey olur mu Sayın İnce? Şimdi, Sayın Sağlam hangi tarihlerde bakanlık yaptığını açıkladı.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Efendim, kamuoyuna, Parlamentoya yanlış bilgi veriyor.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Sayın Başkan, yanlış bilgi veriyor!

BAŞKAN - Buna sizin cevap vermeniz gerekmez ki.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Olur mu efendim öyle bir şey! Olur mu öyle bir şey.

BAŞKAN - Sataşmaya cevap veriyor Sayın İnce, lütfen…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Hayır efendim, sataşıyor!

Sayın Nur Serter'in konuşmalarının yanlış olduğunu, yalan olduğunu söylüyor, onları anlatacağım.

BAŞKAN - Sayın İnce, Sayın Serter'in konuşmalarının yanlış ve yalan olduğunu söylemedi…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Söyledi!

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Söyledi!

BAŞKAN - Hayır, hangi tarihlerde bakanlık yaptığını söyledi.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Açıklamak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ee, tutanakları isteyelim Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, açıklamak istiyorum.

BAŞKAN - Ee, lütfen ama yani…

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkanım, az önce bana vermediniz.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Hayır efendim, olmaz!

BAŞKAN - …her açıklamanın arkasından sayın grup başkan vekillerinin böyle bir söz talebi olabilir mi?

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, Parlamentoya yanlış bilgi verdi, düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın İnce, bakanlık yapan Sayın Sağlam'ın kendisi…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, ben bunu Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsüne hakaret sayarım, grup başkan vekili olarak cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Sayın İnce, o zaman şöyle yapalım, siz hiç hakaret saymayın, öyle bir şey söz konusu değil.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Biz, hangi hükûmetlerin…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben söyleyeyim efendim…

BAŞKAN - Bir saniye efendim, bir müsaade eder misin… Müsaade eder misin efendim…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Buyurun.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Turhan Tayan'a sorun!

BAŞKAN - O dönemde hangi hükûmetler kuruldu, başlangıç ve hükûmetlerin istifa tarihlerini burada Başkanlık kürsüsünden okuyacağım, onları istiyorum. İstettim onları.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Efendim…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Bakınız, Sayın Nur Serter'in…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, grup başkan vekiline söz vermeniz lazım.

BAŞKAN - Sayın Genç, siz niye… Sayın İnce kendisini ifade edemiyor mu?

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, bakınız, Parlamento geleneğinde böyle bir tartışmalı konuda grup başkan vekili söz istediğinde söz verilir, bunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, bana söz vermediniz az önce.

BAŞKAN - Sayın İnce, bu grup başkan vekillik bir konu değil ki. Sayın Sağlam'a sataşma söz konusuydu, o iddiayla söz aldı, hangi tarihlerde bakanlık yaptığını söyledi. Bunun…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Hayır söylemedi, tarihini Mayıs, Haziran yuvarlak laflar etti, tarihlerini açıklayacağım.

BAŞKAN - Ee, tamam, ben de hangi hükûmetlerin hangi tarihlerde görev yapacağını buradan açıklayacağım, istedim tarihlerini.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, iki dakika süre verirseniz açıklarım.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkan, biz de doğru bilgiyi merak ediyoruz.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben doğru bilgiyi vereceğim.

BAŞKAN - Ondan sonra da Sayın Sağlam sizden söz isteyecek.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, siz bir grup başkan vekilini bu şekilde yalvartamazsınız! Söz vermeye mecbursunuz! Olur mu böyle bir şey! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Ne demek? Niye kızıyorsunuz Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Mecbursunuz! Mecbursunuz! Böyle bir usul yok ya!

BAŞKAN - Yani Sayın İnce, illa kürsüye çıkmak istiyorsanız buyurun, o ayrı bir…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Çıkmak istiyorum!

BAŞKAN - Lütfen, ama bu doğru değil Sayın İnce. Ben size söz vermedim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Böyle bir şey yok Sayın Başkan! Grup başkan vekilleri de İç Tüzük'e uymak zorundadır.

(Yalova Milletvekili Muharrem İnce konuşmak için kürsüye çıktı)

BAŞKAN - Hayır, ben söz vermiş değilim Sayın İnce size, söylediğim söz başka bir şey! Sayın İnce…

MUHARREM İNCE (Yalova) - "Buyurun" dediniz.

BAŞKAN - Lütfen ama canım. "İlla konuşmak istiyorsanız." dedim yani.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben bu sözü burada konuşacağım.

(CHP sıralarından ayağa kalkmalar, AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN - Sayın İnce, bu İç Tüzük ihlali değil mi?

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben Grup Başkan Vekiliyim, bana söz vermek zorundasınız. Böyle bir hakkınız yok.

BAŞKAN - Bu kürsü işgali değil mi Sayın İnce? Lütfen ama…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Sayın Başkan, grup başkan vekilleri de İç Tüzük'e uymak zorunda.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Böyle bir usulümüz yok.

BAŞKAN - Sayın İnce, burada ne yapmak istiyorsunuz? Onu açıklayın. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, grubumuza sataştı.

BAŞKAN - Birleşime beş dakika ara veriyorum sayın milletvekilleri.

Kapanma Saati: 22.51

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 23.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Teklif'in görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın İnce, buyurun.

İki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, şimdi Sayın Sağlam, sizin Bakanlığa atandığınız tarih 29 Haziran 1996, Bakanlıktan ayrıldığınız tarih 30 Haziran 1997; bir yıl görev yapmışsınız.

Dediğiniz gibi, şûra, 13-17 Mayıs 1996 tarihleri arasında toplanmış. Ancak, bir; 28 Şubatta siz Bakansınız, siz Bakansınız. İki; şûra kararlarının Tebliğler Dergisi'nde yayınlandığı tarih 29 Temmuz 1996; siz yine Bakansınız. Yani 28 Şubatta da Bakansınız, şûra kararlarının Tebliğler Dergisi'nde yayınlandığında da Bakansınız.

23 Nisan 1997 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle Başbakan Yardımcısı Çiller açıklama yapıyor. Millî Eğitim Bakanı Sağlam ve bürokratlarla yaptığı toplantıdan sonra "Sekiz yıl herkes okuyacak. Sekiz yılın üzerine bir ihzari, hazırlık sınıfı olacak, sonra devam edecek." diyor.

O zaman, Sayın Salih Kapusuz Refah Partisi Grup Başkan Vekili, Sayın Arınç, Sayın Gül milletvekili, Sayın Başbakan İstanbul Belediye Başkanı. Bunların altında rahmetli Erbakan'ın imzası var mı yok mu? Var mı yok mu? Turhan Tayan o zaman da sekiz yıllık eğitimi savundu, şimdi de sekiz yıllık eğitimi savunuyor. Turhan Tayan kıvırmadı ki! (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Siz neredeydiniz o zaman?

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - 28 Şubatçısın!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Turan Tayan, değiştirmedi ki görüşünü; o zaman da savundu, şimdi de savundu.

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Biz de onun için "28 Şubatçısın!" diyoruz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Siz, Tebliğler Dergisi'nde şûra kararları yayınlandığında bakandınız, 28 Şubatta da bakandınız. Kamuoyunu doğru bilgilendirelim, yüce Meclisi doğru bilgilendirelim, halkımızı doğru bilgilendirelim.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, bir cümle söylemek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, ben şunu söyleyeceğim efendim: Tabii, bu konuda, 28 Şubatla ilgili yani bütün bu konuyla ilgili sorunu Sayın Sağlam'ın üzerine atmayı doğrusu uygun görmüyorum çünkü zaten AKP, 28 Şubatın isteği üzerine Refah Partisinden ayrılmışların kurduğu bir parti. (AK PARTİ sıralarından "Hadi oradan!" sesleri) Dolayısıyla burada, hepsi orada zaten. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 28 Şubatı savunmaya başladınız!

OKTAY VURAL (İzmir) - 28 Şubatın ürünü olduğu için…

BAŞKAN - Sayın Vural, teşekkür ediyorum. Böyle bir usul olmaz Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bu bakımdan, sorumluluğu Sağlam'a… Haksızlık ediyorlar bence.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Sağlam.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - 28 Şubattan sonra iktidara gelenler sizlersiniz!

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, kürsüden…

BAŞKAN - Hayır, lütfen… Sayın Sağlam, sataşma mı var, ne diye söz istiyorsunuz? Lütfen, yerinizden… Bir oturun… Yerinize geçer misiniz? (CHP sıralarından "Ver, ver!" sesleri)

BAŞKAN - Bir saniye sayın milletvekilleri…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan…

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın İnce'nin verdiği tarihler doğrudur efendim. Yalnız…(Gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen ama…

OKTAY VURAL (İzmir) - Bırakın Sayın Başkan yönetsin, bırakın!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan… Sayın Başkan… (Gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) - Yahu, üzülmeyin efendim, zaten 28 Şubatçıların partisindesiniz siz! Sayın Sağlam üzülmesin, 28 Şubatçıların partisinde zaten!

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan… Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, Sayın Sağlam'a niye kürsüden söz vermiyorsunuz?

BAŞKAN - Hayır, Sayın Elitaş…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Oraya çıkıp, illa zorbalık mı yapması gerekir?

BAŞKAN -…önce, Sayın Sağlam ne diye söz istiyor?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Orada zorbalık mı yapmak gerekiyor söz isteyebilmek için?

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Elitaş, bir dinler misiniz? Sayın Sağlam, önce, ne diye söz istedi, onu soracağım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkana niye söz verdiniz?

BAŞKAN - Kime, niye söz verdim?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Muhalefet grup başkan vekillerine söz verdiniz.

BAŞKAN - Sizden mi sorayım Sayın Elitaş niye söz verdiğimi?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Oraya çıkıp zorbalık mı yapmak gerekiyor?

BAŞKAN - Bir önceki oturumda siz burada yoktunuz. Niye söz verdiğimizi biliyoruz! Lütfen Sayın Elitaş…

OKTAY VURAL (İzmir)- Yahu, bırakın da Sayın Başkan yönetsin canım, müdahale etmeyin!

BAŞKAN - Önce bir soracağım, niye söz istiyorsunuz diye.

BAŞKAN - Ne için söz istiyorsunuz Sayın Sağlam?

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Şunun için söz istiyorum efendim…

BAŞKAN - Sayın İnce, ne söyledi size? Yani sizin Bakanlık yaptığınız tarihleri farklı mı söyledi?

Buyurun Sayın Sağlam.

MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Hayır.

Şûra kararlarının benim Bakan olduğum dönemde yayınlanması benim o kararlara katıldığım anlamına gelmez. (CHP sıralarından gülüşmeler)

Müsaade buyurun.

Şûradaki bütün kararlar yayınlanır efendim. Bakanlığın bunu benimsemesi ayrı bir şey. Şûralar tavsiye şûralarıdır, ismi üzerinde. Dolayısıyla mayıstaki şûrada alınan kararlarda ben bakan değilim. Mayısta alınan kararların haziranda, ben bakan olduktan sonra yayınlanması Bakanlığın bu kararları benimsediği anlamına gelmez. Bunu arz etmeye çalışıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sağlam.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Sağlam, son otuz yıldan beri makam arabasız kaldı mı, kalmadı mı?

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, ,,,,,,,,,,,,,,,, ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

 

,,,,,,,,,,,,,, ,,,,,,,,,,,,,, ,,,,,,,,,,,,,,,,,,

 

MADDE 22- Mecburi ilköğretim çağı çocuğun 72 ayını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar ve kesintisiz 8 yıl devam eder.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI NABİ AVCI (Eskişehir) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Recep Gürkan, Edirne Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Her Recep'i alkışlamayız ha!

RECEP GÜRKAN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, şu anda, Kızılay'da polis copuna, biber gazına, tazyikli suya direnen eğitim emekçilerini kutluyorum ve bu eğitim emekçilerine karşı yapılan işkenceyi de kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir söz var, diyor ki: "Özgürlüğün şarkısını şiddetin çalgısıyla çalamayız." Yaklaşık bir aydır bunu yapmaya çalışıyoruz. Bütün pedagojik yaklaşımlara, bütün bilimsel yaklaşımlara rağmen ısrarla bu yasa geçirilmeye çalışılıyor ve sonuç itibarıyla da Parlamento çoğunluğuna dayanılarak geçirilecek. Altı yaşı beş yaşa çektiniz, geçireceksiniz belli ama Sayın Bakan dedi ki: "Üst sınırı, tavanı yetmiş iki ay yapacağız." Sayın Bakan, sınıf öğretmenliğinde, sınıflarda şöyle bir ilke vardır: Aynı yıl içerisinde doğmuş çocuklar, örneğin ocak ayıyla ekim ayında doğmuş çocuklar, okuma yazmaya dönemsel olarak da farklı zamanlarda geçerler. Hatta birçok pedagog, eğitim bilimci "Eğer çocuğunuz o yılın -ki siz de bunu bir anlamda ifade ettiniz- eylül ayından sonra doğmuşsa -ekim, kasım, aralık- o yaş grubuyla çocuğu göndermeyin, bir yıl sonra gönderin." der. Yani bunu yapacaksınız, bu beş yaşı geçireceksiniz belli, hiç olmazsa o üst sınırı da seksen dört aya çekin ki vatandaşa biraz daha özgürlük tanıyın, vatandaşın özgürlük alanları biraz daha genişlesin.

Değerli arkadaşlar, buraya siyaset yapmak için çıkmadım, ben bir eğitimciyim, yirmi yedi yıl eğitim sektöründe çalıştım, öğretmenlik yaptım, yöneticilik yaptım.

Şimdi, bu yasayı getirirken hep şu söylendi: "Biz 28 Şubatın rövanşını alacağız; kindar gençlik yetiştireceğiz; 28 Şubatta bize hendek atlattılar; 28 Şubatın mazlumu biziz, öğrencilerimiz okuyamadı, öğrenim özgürlükleri ellerinden alındı; bu kararlarla milletin dinini öğrenmesine engel olundu." Öyle değil mi, hep böyle dendi, hep böyle söylendi; Sayın Başbakandan başlayarak teklif sahipleri, iktidar partisinin milletvekilleri hep bunu söylediler. Tabii, bunu söylerken o 28 Şubattaki bu kararlara imza atanlara, bu kararları söyleyenlere, bu kararları teklif olarak getirenlere de bir sürü şeyler söylediler. Ben burada onları söylemek istemiyorum. Öyle bir çelişki ki bu iktidar partisi için, bir taraftan 28 Şubatı ve zulmedenleri kötülerken, "Bize zulüm yaptılar." derken diğer taraftan da o zulüm yaptığı söylenenleri kendinizden milletvekili yaptınız.

Bakın, dönemin, 28 Şubatın Millî Eğitim Bakanı Sayın Mehmet Sağlam ne diyor: "Kesintisiz eğitim konusunda art arda çark eden Millî Eğitim eski Bakanı Mehmet Sağlam topu Doğru Yol Partisine attı. Sağlam kesintisiz eğitimdeki çizgisini 'Partim ne karar verdiyse o yönde hareket ediyorum. Partimize mensup milletvekillerinin yüzde 99,9'u ne yönde oy verdiyse ben de o yönde oy verdim.' sözleriyle savundu. Sağlam 'Ben bir söylediğimi daha sonra yalanlayan birisi değilim.' dedi. Bilim adamı olarak kesintisiz sekiz yıla inandığını kaydeden Sağlam, sekiz yılın bu dönem başlama şansının da az olduğunu ifade etti."

Ben şimdi Sayın Sağlam'a diyorum ki: Ya bilim adamı olarak söylediğinizi savunuyorsanız burada bu yasaya "Hayır" diyeceksiniz ya da "Bilim adamı olarak ben söylediklerimin arkasında duramıyorum." diyeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben size hatırlatmak açısından bir şeyi daha söylemek istiyorum: O 28 Şubatta size zulmedenler, sizin çocuklarınızın, bu ülkenin çocuklarının öğrenim görmesini engelleyenler var ya, unutmuşsunuzdur, hatırlatayım ben. O dönem, on sekiz maddeden oluşan MGK kararları 13 Mart 1997'de Bakanlar Kurulunda sadece otuz sekiz dakikada görüşülüyor ve tam bir mutabakatla çıkıyor. Kimler mi imzalıyor? Allah rahmet eylesin Necmettin Erbakan Başbakan olarak, Şevket Kazan, Abdüllatif Şener,Mehmet Sağlam, Cevat Ayhan, Musa Demirci, Necati Çelik, Recai Kutan, İsmail Kahraman ve oylarınızla Cumhurbaşkanı seçtiğiniz Abdullah Gül. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gürkan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Biz daha çoğuz… Biz daha çoğuz…

MUHARREM İNCE (Yalova) - Say, say, say…

BAŞKAN - Sayıyorlar, niye itiraz ediyorsunuz?

Önerge kabul edilmemiştir. (CHP sıralarından gürültüler)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Saydın mı?

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Ne demek? Hiç saydın mı? Saymadın.

BAŞKAN - 7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Saydınız mı?

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Niye saysın ki?

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Saymadı, saymadı.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

 

 

24.Dönem 2.Yasama Yılı 85.Birleşim            29 Mart 2012 Perşembe

 

 

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Sayın Başkanım, dünkü oturumda bana ait bir ifadeyi düzeltmek istiyorum. Dünkü oturumda söz aldığım vakit bana ait olan bir ifadeyi düzeltmek istiyorum, o nedenle 58'inci maddeye göre söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Serindağ.

İki dakika söz veriyorum.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; 28 Mart 2012 Çarşamba günkü Üçüncü Oturumda şöyle bir beyanım var, tutanaklardan aktarıyorum: "28 Şubatın esamisi yok, Refahyol Hükûmeti işbaşında, 1996 yılının Mayıs ayı." demişim. 1996 yılının Mayıs ayında Millî Eğitim Şûrası toplandığı vakit, iktidarda Refahyol Hükûmeti yok, onu düzeltiyorum, Anayol Hükûmeti var, çünkü burası Parlamento, her şeyin doğru konuşulması lazım. Bu nedenle, düzeltmek için söz aldım, ama şunun da o zaman düzeltilmesi lazım: İktidarda Anayol Hükûmeti olduğuna göre, gerçekten 28 Şubatın esamisi yok. O nedenle 96 yılındaki Millî Eğitim Şûrası Anayol Hükûmeti döneminde toplanmış.

Bir konu daha -düzeltmeme gerek yok- Sayın Sağlam iki ay sonra bakan olmuş, burada da öyle söylemişim zaten, Sayın Sağlam'la ilgili söylediklerimde herhangi bir yanlışlık yok.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serindağ.

İşte doğru olan açıklamalar..

TBMM Başkan vekili Prof. Dr. Mehmet SAĞLAM, Sahibi  Kahramanmaraş Chp Milletvekili Durdu Özbolat olan Yurt Gazetesi'ni arayarak, neden yalan haber yapıyorsunuz der. Onlarda araştıralım doğrusu neyse onu yarın yazalım derler.. Birgün sonra da işte haberin düzeltilmiş hali..

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Kuzey çevre yolumu güney çevre yolumu gerekliydi ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV
    banner693