banner904

banner903

21 Nisan 2021 Çarşamba

OTOMOBİL MİNİBÜSE ÇARPARAK TAKLA ATTI

ÜNAL SELDEN ZARAR GÖRENLERİN ZARARLARI KARŞILANACAK

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, geçtiğimiz Çarşamba günü Kahramanmaraş’ta meydana gelen sel felaketinde zarar gören tüm bireylerin zararının devlet tarafından karşılanacağını tekrarladı.

20 Haziran 2018 Çarşamba 13:48
Bu haber 1686 kez okundu
ÜNAL SELDEN ZARAR GÖRENLERİN ZARARLARI KARŞILANACAK
 

Ünal, tespit yaptırmayanların bir önce Kahramanmaraş Valiliğinde oluşturulan komisyona müracaat etmelerini istedi.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal ile Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün organizesiyle Gaziantep, Adana, Kayseri, Adıyaman, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta görev yaban basın mensuplarıyla Kahramanmaraş’ta buluştu. Basın mensuplarının sorularını cevaplayan Ünal konuşmasının başında geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Kahramanmaraş’ta aniden gelişen sel felaketinde zarar gören vatandaşların acilen Valilik tespit komisyonuna müracaat etmelerini istedi. Ünal; “Valilikte kurulan tespit komisyonuna müracaat etmeyen araç, ev ve işyeri sahipleri var. Hemen müracaat etsinler. Sel felaketindeki tüm zararlar devletimiz tarafından karşılanıyor.” Dedi.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemin gerekliliğini de iki direksiyonlu araba örneğini vererek anlatan Ünal; “Bizim devam ettiğimiz bu sistemin 1940’ların 1950’lerin şartlarına göre, o soğuk savaş yıllarının şartlarına göre dizayn edilmiş bir idare sistemi bu sistem. 27 mayıs 1960 darbesiyle birlikte şöyle bir şey oldu; bu idari sistemi bir araba gibi düşünürseniz hani bu şoför adayları için dizayn edilmiş şoför araçları vardır. İki tane direksiyon iki tane freni vardır. 1960 darbesiyle birlikte bu sisteme bir direksiyonla bir fren sistemi daha eklendi. Yani vatandaş hükümeti seçiyor Ankara’ya gönderiyor, hükümet iktidar oluyor, direksiyona geçiyor birde bakıyor ki sağ tarafta bir direksiyon bir fren daha var. Orda da birisi oturuyor ve diyor ki hayırdır sen kimsin? Diyor ki ben devletin sahibiyim. Ben seni kontrol edeceğim diyor. Direksiyonu hangi tarafa çevireceksin ne zaman frene basacaksın seni kontrol edecek.

Simdi siz milletin dini değerleriyle ilgili bir cümle söylüyorsunuz. Toplumsal taleplerle ilgili ihtiyaçlarla ilgili, değişim talepleriyle ilgili bir şey söylüyorsunuz. Yan tarafta oturan şoför bir şey söylüyor. Siz direksiyonu sola çeviriyorsunuz, diyor bir dakika sola çevirmeyeceksin. İşte hatırlayın Cumhurbaşkanı seçeceğiz, yok diyor öyle kafana göre Cumhurbaşkanı seçemezsin. Bir genel kurmay başkanı Cumhurbaşkanın nasıl olması gerektiğini anlatıyor, tanımlıyor öyle değil mi? Şimdi bizim elimiz de böyle bir sistem vardı ve bu sistem bildiğiniz gibi bu sistem her iki yılda bir arıza yaptı. Ve bu yürümeyen arabayı yürütebilmek için biz sürekli milleti yardıma çağırdık.” Diyerek yeni sistemin gerekliliğini anlattı''BİR ARABADA İKİ ŞOFÖR OLMAZ''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, Kahramanmaraş'ta Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen program ile Kahramanmaraş, Gaziantep, Kilis, Malatya, Sivas, Elazığ ve Kayseri’den yerel medya mensupları ile buluştu.

 Yerel Basın mensupları ile bir araya gelen Ünal, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini, güncel konuları ve yerel medyanın sorunlarını konuşurken bir arabada iki şoför olmayacağına değindi. Kahramanmaraş'ta geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketini konuşan Ünal, mağdur olan vatandaşların mağduriyetlerinin giderileceğini söyledi.

Gazetecilerin sorusu üzerine sözlerine Sel Felaketine değinerek başlayan Ünal, ''Aniden yağan yağmur ile birlikte gelen sel felaketinde iki evladımızı ve bir anneyi kaybettik. Evlatlarımıza ve anneye Allah’tan rahmet ve aileye baş sağlığı diliyorum. Buradan da bir açıklama yapmak istiyorum açıklamayı daha önce yaptık ama sizlerin huzurun da tekrar yapmak istiyorum. Aynı gün içinde hem cumhurbaşkanımız hem  başbakanımız bizzat arayarak konu hakkın da bilgi aldılar ve talimat verdiler. Ertesi gün de başbakanımızın talimatıyla gerekli kaynak aktarımı yapıldı. Valilik bünyesin de tespit komisyonları oluşturuldu. Bu tespit komisyonları çok hızlı bir şekilde evleri, arabaları, iş yerleri zarar gören herkesle ilgili çok hızlı hareket etti ama gördüğüm kadarıyla henüz daha bu tespit komisyonuna ulaşamayan, tespit komisyonuna baş vurmayan araç sahibi, iş yeri sahipleri yada ev sahipleri var. Onlara buradan sizlerin aracılığıyla çağrı yapıyorum. Hemen hızlı bir  şekilde valiliğe başvurmalarını rica ediyorum'' dedi.

Büyükşehir belediyesine ve Valiliğe teşekkür eden Ünal sözlerine şöyle devam etti; ''Çok hızlı bir şekilde yani yarım saat içerisin de müdahale edildi. Afet gerçekleştiğin de biz ordaydık yani büyükşehir belediye başkanımız ve valimiz çocuğun ve annenin cesedine ulaşılmadan oradaydı. Evet canımızı kaybettik istenmeyen bir olay oldu. Maalesef orada yolunu bulamayan bir suyun bodruma girmesiyle birlikte yaşanılan bu olayın şuan da hızla yaraları sarılıyor. Bir çok ev hemen hızla boşaltıldı. Yine aynı zaman da gereken tüm önlemler alındı ve bu konu da oluşan zarar ziyanlar çok hızlı bir şekilde devletimiz tarafından karşılanıyor. Allah devletimize zeval vermesin'' dedi.

TÜRKİYE'DE SİYASAL YAPI DEĞİŞİYOR

Biz siyaset kurulu aracılığıyla milletin bize verdiği bir görev ve sorumluluğu yerine getiriyoruz diyerek sözlerine devam eden AK Parti Sözcüsü Ünal, ''Türkiye'de siyasal anlayış, siyasal yapı değişiyor. Demokrasi kültürü değişiyor. Bizim idari sistemden kaynaklanan ciddi sorunlarımız var. Hepimizin bildiği bu ülkede 1960’la 2002 yılları arasında kırk iki yılda otuz altı tane hükümet değişti. Bu otuz altı tane hükümetin ortalama görev süresi bir buçuk yıl. Peki bu otuz altı tane hükümet niye değişti? Bu otuz altı hükümetin bir kısmı darbeyle değişti bir kısmı muhtıra ile değişti bir kısmı müdahaleyle değişti hatta bu hükümetlerin içerin de gazete ilanlarıyla değişen hükümetler bile var hatırlarsanız. Dolayısıyla biz iktidara geldiğimiz de otuz altı tane hükümet kırk iki yılda değişmiş Türkiye siyasal sistem açısından, ekonomik sistem açısından çok ciddi bir krizdeydi o günleri tekrar bir hatırlayalım.''  

''Bizim devam ettiğimiz bu sistemin 1940’ların 1950’lerin şartlarına göre, o soğuk savaş yıllarının şartlarına göre dizayn edilmiş bir idare sistemi bu sistem. Ve 1960’ a da şöyle bir şey oldu, 27 mayıs 1960 darbesiyle birlikte şöyle bir şey oldu; bu idari sistemi bir araba gibi düşünürseniz hani bu şoför adayları için dizayn edilmiş şoför araçları vardır. İki tane direksiyon iki tane freni vardır. 1960 darbesiyle birlikte bu sisteme bir direksiyonla bir fren sistemi daha eklendi. Yani vatandaş hükümeti seçiyor Ankara’ya gönderiyor, hükümet iktidar oluyor direksiyona geçiyor birde bakıyor ki sağ tarafta bir direksiyon bir fren daha var. Orda da birisi oturuyor ve diyor ki hayırdır sen kimsin? Diyor ki ben devletin sahibiyim. Ben seni kontrol edeceğim diyor. Direksiyonu hangi tarafa çevireceksin  ne zaman frene basacaksın seni kontrol edecek. Aynen böyle. Şimdi siz milletin dini değerleriyle ilgili bir cümle söylüyorsunuz. Toplumsal taleplerle ilgili ihtiyaçlarla ilgili, değişim talepleriyle ilgili bir şey söylüyorsunuz. Yan tarafta oturan şoför bir şey söylüyor. Siz direksiyonu sola çeviriyorsunuz, diyor bir dakika sola çevirmeyeceksin. İşte hatırlayın Cumhurbaşkanı seçeceğiz, yok diyor öyle kafana göre Cumhurbaşkanı seçemezsin. Bir genel kurmay başkanı Cumhurbaşkanın nasıl olması gerektiğini anlatıyor, tanımlıyor öyle değil mi? Şimdi bizim elimiz de böyle bir sistem vardı ve bu sistem bildiğiniz gibi bu sistem her iki yılda bir arıza yaptı. Ve bu yürümeyen arabayı yürütebilmek için biz sürekli milleti yardıma çağırdık.''

SEÇİM MİLLETİN YARDIMA ÇAĞRILMASIDIR.

Ünal, Seçim nedir? Seçim, milletin yardıma çağrılmasıdır'' dedi ve şöyle konuştu; ''Biz on altı yıl boyunca sistemin gücüyle değil, siyasetin gücüyle devam ettik. Biz 2010 yılın da en sonun da yirmi altı maddelik bir anayasa paketiyle kapıyı açtık orada oturan şoförü kaldırdık kapıdan attık. Ama orda direksiyon ve fren duruyor. Birisi gelip oraya tekrar oturabilir. Yolculardan birisi oraya oturmaya kalkıştı biliyorsunuz. Yolcu görünümlü bir yapı orda ki şoför gidince arkada sivil toplum görünümlü bir yapı geldi oraya oturmaya kalkıştı. Ama şimdi o arabanın değişmesi gerekiyor. 2018 model pırıl pırıl sadece direksiyon da milletin temsilcilerinin ve milletin seçtiklerinin oturacağı paralel bir direksiyonun, paralel bir motor ve fren sisteminin olmadığı yeni bir sistemle Türkiye yola çıkacak. O yüzden ben size bir şey söyleyeyim; ben vatandaşlara bakınca sokakta bunun heyecanını görüyorum. Bütün bu mücadeleyi verirken; biz bazı alanlarda istediğimiz sonuçları alamadık. Bu konu da size katılıyorum. Bunu Cumhurbaşkanımız da ifade etti. Türkiye on altı yılda dünyanın en iyi altyapı sistemini kurdu. Ulaşım da dünyanın en iyi altyapısının sahibiyiz. Söylediniz ya şu altmış altı kilometrelik yol Kahramanmaraş’la Göksun arasın da on dört tane tünel var iki kat trilyon para yatırdık. Eğer o alt yapı yıllar önce çözülmüş olsaydı da biz o iki kat trilyonu Maraş’ın insan ve topluma, üst yapısına yatırmış olsaydık ne olurdu biliyor musunuz? Bu sadece bir örnek. Dünya’nın hiçbir yerin de altmış altı kilometre bir ve on dört tane tünel bulamazsınız. Ama mecbur kaldık çünkü; başka şekil de geçemiyoruz. Elhamdülillah da devletimizin gücü vardı geçtik.''

BÜTÇE'NİN YÜZDE 44'Ü FAZİE GİDİYORDU

''Şimdi bize diyorlar ki siz bunları bizden topladığınız vergilerle yapıyorsunuz, evet doğru. On yedi sene önce bu ülkede vergi toplanmıyor muydu? On yedi sene önce bu ülkede devletin topladığı her yüz TL’lik verginin seksen altı lirası faize gidiyordu. Devlet bütçesinin yüzde kırk dördü faize gidiyordu. Kalanıyla da maaş ve cahilliklerden yatırım yoktu. Siyasetçiler niye itibarsızdı on yedi sene önce? Siyasetçi okul sözü verirdi yapamazdı. Niye çünkü devlet yatırıma ayıracak ödenek bulamaz. Hastane sözü verir yapamaz, yol sözü verir yapamaz. Çünkü  bütçe’nin yüzde kırk dördü faize gidiyor. Kalanla da zaten emekli maaşları,memur maaşları, cari giderler,yatırıma ayıracak para yok. Bakın size bir rakam vereceğim; biz devlet Bütçesi’nden faize giden yüzde kırk dördü nereye iner yüzde dokuza iner. Diğer bir ifadeyle toplanan her bir yüz lirayla, vergiden seksen altı lirası faize gidiyordu bunu on iki liraya indirdik. Peki devletin bütçesine ne kadar para kaldı biliyor musunuz? Bir trilyon iki yüz milyon dolar yaklaşık. Ve bu trilyon iki yüz milyon dolar Türkiye’nin ulaşım alt yapısını, sağlık alt yapısını, eğitim alt yapısını, turizm alt yapısını, en iyi dünya da turizm alt yapısının olduğu yer Türkiye’dir. Başka bir ülke yoktur. Savunma sanayi bütün bunları on altı yılda bitirdik. Bunu bitirirken önemli bir şey daha yaptık;engelliye, yaşlıya, dula, yetime ihtiyaç sahibi kim varsa onların ihtiyaçlarını giderdik, maaşlarını karşıladık.''

Türkiye alt yapı ihtiyaçlarını karşıladığı için önümüzde ki süreçte Türkiye daha üst yapıya yatırım yapacaklarını söyleyen Ünal, ''Biz eğitim de çok büyük işler yaptık. Ama sizin kastettiğiniz nitelik bakımından hissettiğiniz sonucu alabildiniz mi diye soruyorsunuz. Nicelik olarak dünya’nın en iyi eğitim alt yapısına sahibiz. Yani akıllı tahta, tablet, internet alt yapısı, yirmi yedi kişilik sınıflar, her on yedi örgenciye bir tane öğretmen düşüyor. On altı yılda altı yüz yetmiş bin öğretmen almışız. Bunların sorunlarını çözmüşüz. Nitelik açısından eğitim. Kültüre gelince; şehirlerimiz artık kültür ve sanat üretmiyor. Şanlıurfa artık kültür ve sanat üretmiyor. Gaziantep artık kültür ve sanat üretmiyor. Şanlıurfa Kazancı Bedih en son. O yerel kültürün, bütün Türkiye’de ki  o muhteşem sesin tevafukuyla, o sanatçı kişiliğiyle kültür ve sanat üretmiyorsa o şehir taşla başlıyordur. Biz uzunca bir zamandan beri şunu söylüyoruz; diyoruz ki öncelikli olarak şehirlerimizin yeniden kültür ve sanat üreten merkezlere dönüştürmemiz gerekiyor. Yani kültürü devlet üretmez, kültürü şehir ve toplum üretir. Şehir ve toplumun ürettiği kültür ve kendi kimliğinin karakterini belirler ve bu kimlikle karakter üzerinden bir estetik ortaya çıkar, bir mimari yapı ortaya çıkar, bir edebiyat ortaya çıkar bir musiki ortaya çıkar, bir incelik ortaya çıkar. İnşallah önümüzde ki dönem daha çok bunları konuşacağız o yüzden Cumhurbaşkanımız, millet bahçeleri diyor, millet kıraathaneleri diyor, millet kütüphaneleri diyor niye çünkü önümüzde ki dönem biz daha çok neyi konuşacağız; üst yapıyı konuşacağız. İnsanı konuşacağız, milleti konuşacağız, değerler sistemimizi konuşacağız, kimliğimizi konuşacağız, bizi biz yapan sanatımızı konuşacağız daha çok bundan sonra ki süreçte bunları konuşacağız'' dedi.  

Gazetecilerin, Yeni sistem de basın enformasyon genel müdürlüğünün statüsü ne olacağı sorusu üzerine Mahir Ünal, ''Zaten Başbakanlık kalktığı için basın enformasyon genel müdürlüğünün başında ki başbakanlık ifadesi  kalkacak. Doğal olarak basın kartları değişecek.  Çünkü basın kartlarınız da basın enformasyon genel müdürlüğü yazıyor. Onları alacak genel müdürlüğümüz, yeni statüsüne göre düzenleyecek size tekrardan verecek'' ifadelerini kullandı.

CUMHUR İTTİFAKI MASA BAŞINDA OLUŞTURULMADI

Cumhur ittifakına değinen Ünal, ''Cumhur ittifakı masa başında oluşturulmuş bir ittifak değildir. Cumhur ittifakı; 15 temmuz ruhu ve yeni kapı şuurunun oluşturduğu bir millet aklının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bir toplumsal ve siyasal yapının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bir toplumsal ve siyasal dayanağı vardır, tarihsel bir dayanağı vardır. Dolaysıyla cumhur ittifakı herhangi bir şekil de bir masa başı protokol yada anlaşma üzerine ima edilmediği, milletin hassasiyetleri, millettin değerleri, devletin bekası,bu aziz milletin hayalleri ve hedefleri üzerine inşa edildiği için cumhur ittifakın da tabi ki farklı görüşler çıkmıştır ortaya. Tabi ki farklı düşünceler olmuştur. Bizim bir milli mutabakatımız var. Ama bu milli mutabakat iki farklı siyasi partinin oluşturduğu milli mutabakattır. Dolaysıyla bu iki siyasi partinin öncelik olarak üzerin de uzlaştığı, milletin bekası,bayrağımızın bağımsızlığımızın işareti olarak damgalanması, vatanımızın evlatlarımıza da aynı şekil de vatan olması devletimize zeval vermemesi, Cumhurbaşkanımızın dört esasta ifade ettiği; tek millet, tek bayrak,tek vatan, tek devlet. Bunun üzerin de bizim bir milli mutabakatımız var'' dedi.

Ünal, basın özgürlüğü ile ilgili olarak sorulan sorulara ise şöyle yanıt verdi; ''Arkadaşlar on beş temmuzdan hemen sonra  biz Amerika’ya gitmiştik dış işleri komisyonuyla beraber, ilk Amerika’ya giden heyet orada temaslarda bulunduk. İçişleri bakanlığından 500 kişi adalet bakanlığı ile görüşmelerde bulunduk. Bize dediler ki; siz basın özgürlüğü konusunda gazetecilere dönük, şunları bunları yaptınız. Ben onlara bir soru sordum; Eğer 11 Eylül olaylarından sonra Amerika’da bu terör olaylarını öven yazılar yazılsaydı ne yapardınız, bunu basın özgürlüğü ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirir miydiniz? Asla dediler. Şimdi ifade özgürlüğüyle hukuk felsefesinin ortaya koyduğu temel görüş ve yaklaşım… İnsanlar bireyler veya vatandaş yasa yapıcının yaptığı yasayla eğer bireyin vicdanı çelişirse bireyin vicdanını takip etme hakkı vardır. Buna vicdan takip hakkı denir yani yasa kanununun yaptığı yasa ile ilgili kayıtsız şartsız teslim olmak diye bir şey olamaz vicdani hak gereği yapılan yasal düzenlemelerle ilgili bireyin vicdani bir hak olarak düşüncelerini söyleme hakkı var4dır, u temel bir haktır. Ama o hak organize bir terör örgütünün propagandasını yapmak için kullanılamaz. Bu hak şiddet i teşvik için kullanılamaz bu hak insanları isyana teşvik için kullanılamaz, sokağa otoriteye karşı gelmeye halkı kin ve nefrete teşvik etmek ve kışkırtmaya dönük kullanılamaz. Dünya’nın hiçbir yerinde kullanılamaz. Sizlere bir örnek vereyim geçtiğimiz günlerde, İngiltere de bir kraliyet düğünü yapıldı, düğünden bir gün sonra bir modacı tweet attı; Gelinin giydiği gelinlik iki yıl önce bir katalog da kullandığı gelinlik, bilinsin istedim. Kadın instagram hesabından özür diledi, twitter hesabı açtı. İsrail’in Gazze’de ne kadar gazeteciyi öldürdüğünü biliyor musunuz? Üstelik uluslararası gazeteci niye bir tane haber olmadı?.''

TERÖRE AÇIKTAN DESTEK VERDİLER

''Şimdi biz Türkiye'de terörle mücadele ederken  birileri teröre teröriste açıktan destek verecekler, birileri temmuz güzel geçecek diyecek birileri darbeyi teşvik edecek, birileri bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı ölümle tehdit edecek, Adam yakalanıyor muayenede parmakta barut izine rastlanıyor adam terör örgütü üyesi, dünya ya bu adamı gazeteci diye sattılar. Terör öğüttü üyesini, belgeleri vermemize rağmen. Biz ifade özgürlüğü konusunda son derece hassasız çünkü biz ifade özgürlüğü mücadelesi vererek iktidara geldik. Biz toplumsal talepler konusunda son derece hassasız, özgürlükler konusunda son derece hassasız. AK Parti’nin doğum sebebi Özgürlüklerdir, yani ak parti neden doğdu diye soracak olursak, AK Partinin doğum sebebi özgürlüktür, bu ülkedeki yoksulluklar, yolsuzluk ve yasaklardır.  Bu millet AK Parti’ye neden görev verdi, yasakları yoksulluğu, yolsuzluğu ortadan kaldırsın diye verdi. 16 yıldan beri bu millet AK Parti’yi neden onaylıyor? Çünkü ak parti gerektiği gibi yasaklarla, yoksullukla, yolsuzlukla mücadele etti. Bu kadar yatırım nasıl gerçekleşti, o yüzden bizim hiçbir şekilde özgürlükleri kısıtlamamız söz konusu olamaz. Bu zamana kadar basın özgürlüğünden yanayız ama hiç kimse basın özgürlükçülüğünü bir şiddeti, silahı, anti demokratik siyasetin aracı haline getiremez biz HDP’ye dedik ki; Bizden yana ol terörle arana mesafe koy, talimat alma, seni seçen ve sana oy veren insanlar sorunlarımı çözsün diye sana oy verdi, ben güvende olayım diye sana oy verdi ama ortaya çıktılar Apo’nun heykelini dikeceğiz, PKK’ya övgüler, şiddete övgüler, silahlara  övgüler, her türlü terör örgütüne yönelik övgülerde ve davranışlarda bulundular. Keşke siyaset kurumuna inandığı için siyaset kurumunun sorun çözeceğine inandığı için kendilerine oy veren insanların iradelerine teslim olsalardı, kandile teslim olmak yerine. Şimdi siyasette şu olmaz, düşmanımın düşmanı dostumdur bakın bunların altını çizelim. Şimdi FETÖ AK Partiye düşman, PKK AK Partiye düşman bunların siyasi uzantıları ak partiye düşman bende ak partiye düşmanım bende bunlarla dost olayım olmaz. FETÖ bu milletin düşmanıdır PKK bu milletin güvenliğinin düşmanıdır, maalesef özellikle Avrupa’da seçimleri takip ediyorsanız Avrupa’da CHP ve HDP stantları birlikte çalışıyor şuan, Türkiye’de de millet ittifakı denilen millet ittifakının asıl ortağı HDP ve CHP ile HDP arasında gözüken şey şu; HDP cumhurbaşkanlığı seçiminde muharrem inceye destek olurken CHP barajı aşması konusunda HDP’ye destek oluyor, yani aralarında böyle bir stratejik iş birliği gözüküyor. Ama bunun diğer ortaklarına baktığınızda gözüken ortaklarına, bakıyorsunuz Kadil CHP’nin bu tavrına dönük onaylayıcı ve teşvik edici açıklamalar yapıyor, bakıyorsunuz aynı zamanda FETÖ’nün bu konuda destek çağrıları mevcut. Artık iletişimin bu kadar yaygınlaşmasının sonucu olarak her şey milletin gözü önünde şeyler, o yüzden bizim siyasetçilere bir şey anlatmamıza gerek yok. Hani bir reklamda şelaleyi göstererekten anlatmaya gerek yok görüyorsunuz diyor ya bizde de öyle anlatmaya gerek yok görüyorsunuz.  Her şey ortada sadece burada bizim tercihlerimiz herkesin bir bakışıcısı var.''

Basına dönük yeni dönemde neler yapılacak sorusu üzerine AK Parti Sözcüsü Ünal, ''AK Parti 16 yıldan beri iktidar. AK Partinin 16 yıldan beri sürdürdüğü iktidarında yeni başlangıçtan ziyade, 2002 den beri başlattığı ama iyileştirerek sürdürdüğü icraatlar var. Bize diyorlar ki; siz 16 yıldan beri iktidardasınız neyin vaadinde bulunuyorsunuz, yapsaydınız ya. Bizim 2002 den 2007’ye kadar o dönemin Türkiye’sine dönük akil ihtiyaçlar vardı mesela belediyecilikte ne vardı çöp, çap, çukur. Ne diyorlardı çöpünüzü alın sokaklar çamur olmasın birde yollar çukur olmasın başka bir şey istemiyoruz. Şimdi hamdolsun yerel yönetimler çöpü çamuru bırakın bilgi ve kültür merkezlerinden okuma evlerine kadar her türlü sosyal faaliyetin düzenlendiği. Biz 2002-2007 seçim beyannamelerine oturduğumuzda ben uzunuzun inceledim, 2002 de ne vaat etiysek 2007 de gerçekleştirmişiz bakın bu çok önemli 5 yılda 2002 yılındaki beyannamesine ne yazdıysak gerçekleştirmişiz. 2007 de vaat ediklerimizin tamamını 2011 de gerçekleştirmişiz, 2011 de vaat ediklerimizi 2015 de gerçekleştirmişiz. Bu ne demektir Türkiye’nin mesafe kat ettiğini göstermiş oluyor şimdi toplumun talepleri ve istekleri sürekli değişiyor yani tıpkı insanın ihtiyaçları ve talepleri farklılaştığı gibi toplumunda farklılaşıyor. Neden bakıyorsunuz muharrem ince bizim yaptığımız şeyleri vaat olarak söylüyor'' dedi.

''Hamdolsun senin hatırladığın Türkiye çok eskide kaldı biz artık nano teknolojiyi konuşuyoruz, dijital dönüşümü konuşuyoruz, yapay zekayı konuşuyoruz. Önümüzdeki 10 yıl herhalde o neslin sonu biziz. İnsanlar arık cep telefonlarını ceplerinde bulundurmayacak, daha yükselecek iletişim. Şuanda bunun örneklerini görüyoruz biz internetin örneklerini ne zaman kullanmaya başladık 1996-1997 yıllarında kullanmaya başladık. Ama Amerika ne zamandır kullanıyorlardı 70’lerin sonlarında başlamışlardı kurum içi kullanmaya. Dolayısıyla şuanda kuantum kompüterler üzerinde çok ciddi çalışmalar var önümüzdeki yıllarda 5 yıl bizim şuandaki kullandığımız bütün bilgisayarlar çöpe gidecek neden, newton mekaniği ile sıfır bir mantığı ile çalışan bu bilgisayarlar atol 6 dünyanın mekaniği ile çalışan bizim kauçuk olarak gördüğümüz ama kendi içinde çok yüksek bir düzene sahip yeni bir mekanik geliyor. Biz bunları konuşuyoruz biz bunların üzerinde çalışıyoruz dolayısıyla önümüzdeki süreçte dediğim gibi 2018 araba, bunlar 2018 model arabanın kontağını bulamazlar.  O yüzden eski arabayı beklemek istiyorlar, bunlar toplantı yapıyorlar ya tekrardan eski sistemi getirmek için takvim belirliyorlar, tekrardan eski sistemi biz parlamenter sistemi getireceğiz ama iyileştirerek getireceğiz yani diyor ki biz şakini modifiye yapacağız doğan görünümlü şahin yapmayı size tekrardan teklif ediyoruz. Ya siz dalga mı geçiyorsunuz. O yüzden bunlar bırakın bu sistemi çalıştırmayı yeni sistemin kontağını bile bulacaklarını zannetmiyorum. Bu kadar şeyi neden söyledim biz basına dönük yeni bir şey değil, devam ettirdiğimiz şeyleri daha da iyileştireceğiz.''

 

''GLOKALLEŞMEYE GEÇİYORUZ''

''Mesela birçoğunuz biliyorsunuz cumhurbaşkanımızın talimatı ile benim yürüttüğüm yerel medyaya başkan olarak yürüttüğüm çalışmalardan çok iyi sonuçlar aldık. Cumhurbaşkanımız yaklaşık sizlerle 18 tane isim aldığımız elimizin altında 18 tane isim vardı şimdi cumhurbaşkanımız bunların birçoğunu yeni dönemde çalışalım dedi çünkü biliyorsunuz yeni dönemde başbakanlığın olmadığı bir döneme geçiyoruz bakanlıkların yapısı değişiyor cumhurbaşkanımız bunları kamuoyu ile paylaşacak o yüzden yeni sistemde biz özellikle yerel medyaya dönük önemli çalışmalarımız var çünkü artık daha çok yerelleşmenin öne çıktığı bir döneme giriyoruz. Yani globalleşmenin karşıtı olarak glokalleşmeye geçiyoruz. Yerel yerinde haberin yerinde üretildiği ve yerinde değerlendirildiği artık dikkat edin insanlar kendi yaşadıkları yerle ilgili haber almak istiyorlar. Mesela insanlar kendi yaşadıkları şehirdeki icraatlarla ilgilenmek istiyorlar ve ulusal basını dinleselerdi Maraş’ta ne oldu Pazarcık’ta ne oldu Çağlayancerit’te ne oldu bunları öğrenmek istiyorlar. O yüzden önümüzdeki süreçte özellikle yerel medyayı daha güçlendirecek yeni desteklerimiz olacak Vahap bey dedi ki; İnternet yayıncılığı yasa kapsamına alınacak ve bu konuda basın meslek kuruluşları, şimdi bu internet yayıncılığı konusunda benim başkan vekili olduğum dönemlerde yapılan bir çalışma vardı yani bu internet yapısal tasarısı, ama bu yapısal tasarısı bir türlü gerçekleştirilemedi. Şimdi inşallah yeni dönemde biliyorsunuz meclis ve hükümet keskin kuvvetler ayrılığı ile birbirinden ayrılıyor. Yani eskiden bu sistemden en önemli değişikliğin ne olduğunu soruyorlar ben diyeyim; demokrasi halkın temsilcileri eliyle kendini yönetmesi dimi en basit tabiri ile biz ne yapıyorduk temsilcilerimizi seçip meclise gönderiyorduk yani yasama organına gönderiyorduk, yani yasama organının içinden yürütme organı çıkıyordu  yürütme organı yani hükümet güçlü olsun meclisi tamamen tahakküm altına alıyor, komisyonlarını, diğer çalışma organlarını ve adeta yasama yürütme organını altına giriyor. Eğer yürütme zayıfsa şimdi biz ne yapıyoruz halk millet meclisi ayrı seçiyor hükümeti ayrı seçiyor. Dolayısıyla hükümet meclisin içinden çıkmıyor ve meclis asli görevi olan yasama ve denetim işlerini gerçekleştiriyor, hükümetse icra işini gerçekleştiriyor peki bunların arasındaki ilişkiyi nasıl dengeliyoruz, keskin kuvvetler ayrılığı dediğimiz şey bunların arasındaki bağı kopartmak mı hayır. Orada birbirine getiren uyum sistemi oluşturuyoruz. Zaten bu sisteminde güzelliği burada. Şimdi bundan sonra milletvekilleri yasama ve denetim işi ile ilgilenecekler''

 

MİLLETVEKİLLERİ SEÇİM BÖLGESİNDE OLACAK

Ünal, milletvekilleri ile bir protokol yapıldığını ve seçim bölgelerindeki yerel sorunların çözülmesi için daha çok çalışacaklarını ifade ederek, ''Mesela biz bütün milletvekillerimizle bir protokol yaptık yeni dönemde dört gün seçim bölgelerinde olacaklar üç gün mecliste olacaklar, seçim bölgelerinde her bir seçmenin öncelikli olarak bu güne kadar ilgilendiler daha da ilgilenecekler mikro sorunlar yerel sorunlar bunların çözümü bunların meclise taşınması açısından temsilci. O yüzden inşallah önümüzdeki dönemde meclis daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilecek ve bu tür olaylar daha çok dikkate alınacak. Selatin bey Afşin’e termik santrali, orada biliniyorsunuz yaklaşık 12 milyar dolarlık bir anlaşma ile iki yeni ünitenin yapımı konusunda bir sonuca varılmıştı ama körfezde yaşanan sorunlarla son körfez krizinden sonra bu anlaşma bozuldu şimdi yeni talepler ve yeni görüşmeler var. İnşallah en kısa zamanda sürecek. Dediğimiz gibi Elbistan Afşin önemli bir enerji havzası maden havzası ama oranın  enerji havzası maden havzası olması buranın çevresinin korunmayacağı anlamına gelmiyor tam tersine biz orada  özellikle yeni ülkeler konuşurken birinci önceliğimiz ne, o yeni termik santrallerin 3’üncü nesil çevreye duyarlı hemen kömürü aldıktan sonra tekrardan kömür alınan bölgelerin regresyon alanına dönüştürülmesi ve iyileştirilmesi, çevre düzenlemesine kadar yapılandırılmasına dair hassasiyetimizi sürdürüyoruz. Yine şeker fabrikasını sordunuz, orada 100 tane işçisi vardı onların herhangi bir şekilde mağduriyete uğramaması için hem özelleştirme idaresi başkanı hem de Türkiye fabrikaları genel müdürlüğü hem de burayı satın alan firma ile görüşüldü ve bu mağduriyetler giderildi.'' ifadeleri ile sözlerini tamamladı.

 

Kaynak bugün gazetesi

 

HABER-FOTO: ÖMER FARUK SALMAN

 

marasmedyamerkezi.com
kahramanmarasspor.com
maraşhaberler.com 
özürdilerim.com
sütçüimam.com
dulkadiroğlu.com
fatiherkoç.com
onikişubat.com
46haber.com

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: Mahir ünal Kahramanmaraş

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Kuzey çevre yolumu güney çevre yolumu gerekliydi ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV
    banner693